Text by Derya Ocean / Hazırlayan: Derya Ocean

The language of color is universal, transcending boundaries and speaking to the innate sensibilities that reside within us all. This collection of contemporary artists—Hanna Liubinskaya, Elena Voinova, Margaret May, Marina Potanina, and Viktor Kudryashov—offers a vivid exploration into the power of color to evoke emotions and address social and environmental issues. Each with their unique mediums and backgrounds, these artists converge on a single canvas of vibrant expression, demonstrating how saturation of color can amplify the message and the medium.

Rengin dili evrenseldir, sınırları aşar ve hepimizin içinde bulunan doğuştan gelen duyarlılıklara hitap eder. Hanna Liubinskaya, Elena Voinova, Margaret May, Marina Potanina ve Viktor Kudryashov gibi çağdaş sanatçılardan oluşan bu koleksiyon, duyguları uyandırma ve sosyal ve çevresel sorunları ele alma konusunda rengin gücüne dair canlı bir keşif sunuyor. Her biri kendine özgü ortamlara ve arka planlara sahip olan bu sanatçılar, canlı ifadelerle dolu tek bir tuval üzerinde birleşerek renk doygunluğunun mesajı ve aracı nasıl güçlendirebileceğini gösteriyor.

Hanna Liubinskaya: A Heartfelt Monochromatic Resonance

Hanna Liubinskaya’s “Heart,” crafted in 2024, is a profound study in the emotional depth that can be achieved through a single color. By utilizing varying textures of acrylic paint, Liubinskaya manipulates the light and shadow within the color red, transforming a monochromatic canvas into a dynamic field that pulses with the complexities of human emotion. This tactile artwork moves beyond the visual, urging the viewer to feel the artwork through its raised, sculptural heart, symbolizing the universal essence of human passion and vulnerability.

Hanna Liubinskaya: İçten Bir Monokromatik Rezonans

Hanna Liubinskaya’nın 2024’te hazırladığı “Kalp”, tek bir renkle elde edilebilecek duygusal derinliğe dair derin bir çalışma. Liubinskaya, akrilik boyanın çeşitli dokularını kullanarak kırmızı renk içindeki ışığı ve gölgeyi manipüle ederek tek renkli bir tuvali insan duygularının karmaşıklığıyla titreşen dinamik bir alana dönüştürüyor. Bu dokunsal sanat eseri görselliğin ötesine geçerek izleyiciyi sanat eserini yükseltilmiş, heykelsi kalbiyle hissetmeye teşvik ediyor ve insan tutkusunun ve kırılganlığının evrensel özünü simgeliyor.

“Heart”, 2024, acrylic (paste and spray) / “Kalp”, 2024, akrilik (macun ve sprey)

Margaret May: Evocative Landscapes in Vivid Oils

Through “The Poppy Field,” Margaret May captures the transient beauty of the natural world. With oils on canvas, she depicts not just the visual splendor of a field in bloom but also the impermanence that all beauty possesses. The vivid reds of the poppies stand out against the subdued background, conveying a poignant message about the fleeting nature of life. May’s brushwork is both spontaneous and deliberate, mirroring the way nature herself paints landscapes across the earth—effortlessly and with a touch of the sublime.

Margaret May: Canlı Yağlı Boyalarda Çağrıştırıcı Manzaralar

Margaret May, “Haşhaş Tarlası” aracılığıyla doğal dünyanın geçici güzelliğini yakalıyor. Tuval üzerine yağlı boyayla, yalnızca çiçek açan bir tarlanın görsel ihtişamını değil, aynı zamanda tüm güzelliğin sahip olduğu geçiciliği de tasvir ediyor. Gelinciklerin canlı kırmızıları, bastırılmış arka planda öne çıkıyor ve yaşamın geçici doğası hakkında dokunaklı bir mesaj iletiyor. May’in fırça çalışmaları hem spontane hem de kasıtlı; doğanın dünya çapındaki manzaraları zahmetsizce ve yüce bir dokunuşla boyama şeklini yansıtıyor.

The poppy field, 2023 (Oil on canvas) / Haşhaş tarlası, 2023 (Tuval üzeri yağlıboya)

Elena Voinova: A Journey of Ethnographic Exploration in Color

In “Savannah’s Youth” (2023), Elena Voinova interweaves her deep appreciation for ethnographic art and her expertise in graphic design, creating a portrait that is as much a narrative as it is a visual delight. Her precise use of colored pencils is accentuated by touches of acrylic, highlighting the intricate patterns and rich textures that pay homage to a vibrant cultural heritage. Voinova’s portrayal is not just a face, but a story, told in the language of bold colors and expressive lines that draw the viewer into a celebration of youth, life, and cultural diversity.

Elena Voinova: Renkli Etnografik Araştırma Yolculuğu

“Savannah’nın Gençliği” (2023) adlı eserinde Elena Voinova, etnografik sanata duyduğu derin takdir ile grafik tasarımdaki uzmanlığını bir araya getirerek görsel bir zevk olduğu kadar anlatı da olan bir portre yaratıyor. Renkli kalemleri hassas bir şekilde kullanması, canlı bir kültürel mirasa saygı duruşunda bulunan karmaşık desenleri ve zengin dokuları vurgulayan akrilik dokunuşlarla vurgulanıyor. Voinova’nın tasviri sadece bir yüz değil, izleyiciyi gençliğin, yaşamın ve kültürel çeşitliliğin kutlamasına çeken cesur renkler ve etkileyici çizgilerle anlatılan bir hikaye.

Savannah’s Youth (2023) Paper, colored pencils, acrylic / Savannah’s Youth (2023) Kağıt, renkli kalemler, akrilik

Marina Potanina: Introspective Whispers in Ceramic Forms

Marina Potanina’s stoneware series “And this too” takes us on a journey through the tactile world of ceramic art, where color becomes a subtle whisper rather than a shout. The delicate traces of color in her sculptures suggest the inherent beauty in life’s imperfections and the strength found within vulnerability. Each piece, standing no taller than 25 cm, is an intimate exploration of the artist’s internal state during times of crisis, reflecting a raw and profound dialogue between creator and creation.

Marina Potanina: Seramik Formlarda İçe Dönük Fısıltılar

Marina Potanina’nın “Ve bu da” taş işçiliği serisi bizi, rengin bir haykırıştan ziyade ince bir fısıltıya dönüştüğü seramik sanatının dokunsal dünyasında bir yolculuğa çıkarıyor. Heykellerindeki hassas renk izleri, yaşamın kusurlarındaki doğal güzelliği ve kırılganlığın içindeki gücü akla getiriyor. Boyları 25 cm’yi aşmayan her bir parça, sanatçının kriz zamanlarındaki içsel durumunun samimi bir keşfi olup, yaratıcı ile yaratım arasındaki ham ve derin diyaloğu yansıtıyor.

Viktor Kudryashov: The Synthetic Symphony of a Post-Natural World

Viktor Kudryashov’s AI-driven installation “NO MORE TREES” is a hauntingly beautiful representation of a world where nature exists only as a synthetic reproduction. Kudryashov challenges our perception of reality by reconstructing the forest from digital memories, using machine learning and sound synthesis to create a multi-sensory experience. The installation is both a eulogy for the vanished natural world and a thought-provoking commentary on the new realities we build from the remnants of the old. His work bridges the gap between conceptual art and digital innovation, creating a dialogue on the role of technology in art and the environment.

Viktor Kudryashov: Doğal Sonrası Bir Dünyanın Sentetik Senfonisi

Viktor Kudryashov’un yapay zeka destekli enstalasyonu “Artık Ağaç Yok”, doğanın yalnızca sentetik bir üreme olarak var olduğu bir dünyanın akıl almaz derecede güzel bir temsilidir. Kudryashov, çoklu duyusal bir deneyim yaratmak için makine öğrenimi ve ses sentezini kullanarak ormanı dijital anılardan yeniden inşa ederek gerçeklik algımıza meydan okuyor. Enstalasyon, hem yok olan doğal dünyaya bir övgü, hem de eskinin kalıntılarından inşa ettiğimiz yeni gerçekliklere dair düşündürücü bir yorum. Çalışmaları, teknolojinin sanat ve çevredeki rolü üzerine bir diyalog yaratarak kavramsal sanat ile dijital yenilik arasındaki boşluğu dolduruyor.

“NO MORE TREES” AI driving installation 2022 (EKA Gallery, Tallinn)
“ARTIK AĞAÇ YOK” AI sürüş kurulumu 2022 (EKA Galeri, Tallinn)