Türkçe çeviri içerir. (Includes Turkish translate) Editor: Serkan Incu
London by Mariia Zelenskaia is a brand-new single blending jazz, neo-soul and contemporary R&B, inspired by the London music scene and the city at night. After spending time developing her live presence within London’s jazz scene, Mariia is now preparing to introduce her original music to the world.
Storytelling is a big part of Mariia’s songwriting. She combines emotionally driven, understated lyrics with groovy melodies. London tells the story of her relationship with the city over the years – from the first time she visited London with her parents as a child, to eventually moving here full-time with just two suitcases and making the city her new home.

This song is about the moment of transition between the imagination and reality. It is a bridge between the life Mariia had before and the one she has now. It’s a story about taking a risk, starting again in a different country and trying to build a new life from scratch.
London and its surroundings, like famous double-decker buses, empty Tube stations, rainy streets, jazz venues, airports and city lights, become a big part of the story and its atmosphere. Freedom, new opportunities, isolation, loneliness and the transformation that comes with starting over somewhere completely new are the main themes behind the song.
Musically, the song brings together elements of the modern UK R&B, mixed with broken beats, moody keyboards and groovy basslines. There is a strong sense of nostalgia throughout the production as well. Mariia’s vocal remains at the centre of the song. She carries the story and the emotions behind the lyrics through her voice in a way that only a songwriter can do.
Mariia describes the experience behind the song: “When one immigrates, a part of oneself stays at home, while a new part is formed in a new environment and slowly becomes the foundation of a new place, a new home. A person starts to have two different identities but can’t belong entirely in either place. The world becomes a mystery.”
A singer-songwriter also touches on her childhood in the pre-chorus and the way she sees London now. She is trying to fit in and belong in the same streets she once walked when she was younger, while still carrying the same dreams that have been part of her identity for years. In many ways, London is about looking back at your past from the present moment to understand how much has changed and decide what parts of it one wants to take and carry along the way.
London is a cinematic and emotional song that can fit naturally into a morning commute or an evening walk through the park. At its core, it is a self-searching song that carries one’s experiences, languages and cultures to find out what comes next.
“TR”
Mariia Zelenskaia’nın “London” adlı parçası; caz, neo-soul ve çağdaş R&B türlerini harmanlayan, Londra müzik sahnesinden ve şehrin gece atmosferinden ilham alan yepyeni bir tekli. Londra’nın caz sahnesinde canlı performans deneyimi kazanarak kendini geliştiren Mariia, şimdi özgün müziğini dünyayla paylaşmaya hazırlanıyor.
Hikâye anlatıcılığı, Mariia’nın şarkı yazarlığının önemli bir parçasıdır. Sanatçı, duygu yüklü ve abartıdan uzak sözleri, ritmik ve hareketli (groovy) melodilerle birleştiriyor. “London”, sanatçının bu şehirle yıllar içinde kurduğu ilişkinin hikâyesini anlatıyor; çocukken ailesiyle şehre yaptığı ilk ziyaretten, sadece iki bavulla buraya kalıcı olarak taşınıp şehri yeni evi haline getirmesine uzanan bir süreç bu.
Şarkı, hayal ile gerçeklik arasındaki geçiş anını konu alıyor. Mariia’nın önceki hayatı ile şu anki yaşamı arasında bir köprü niteliğinde. Risk almanın, farklı bir ülkede hayata yeniden başlamanın ve sıfırdan yeni bir yaşam kurmaya çalışmanın hikâyesini anlatıyor.
Ünlü iki katlı otobüsler, boş metro istasyonları, yağmurlu sokaklar, caz mekânları, havaalanları ve şehir ışıkları gibi Londra ve çevresindeki unsurlar, hikâyenin ve atmosferin önemli bir parçası haline geliyor. Özgürlük, yeni fırsatlar, soyutlanmışlık hissi, yalnızlık ve bambaşka bir yerde hayata yeniden başlamanın getirdiği dönüşüm, şarkının temel temalarını oluşturuyor.
Müzikal açıdan şarkı; “broken beat” ritimleri, atmosferik klavye tınıları ve hareketli bas yürüyüşleriyle harmanlanmış modern Birleşik Krallık R&B unsurlarını bir araya getiriyor. Prodüksiyon genelinde güçlü bir nostalji hissi de hakim. Mariia’nın vokali şarkının merkezinde yer alıyor; hikâyeyi ve sözlerin ardındaki duyguları, ancak bir şarkı yazarının yapabileceği bir ustalıkla sesi aracılığıyla aktarıyor.
Mariia, şarkının ardındaki deneyimi şöyle anlatıyor: “İnsan göç ettiğinde, benliğinin bir parçası geride, evinde kalırken; yeni bir ortamda yeni bir parçası şekillenir ve yavaş yavaş yeni bir yerin, yeni bir yuvanın temelini oluşturur. Kişi iki farklı kimliğe sahip olmaya başlar ancak hiçbir yere tam anlamıyla ait hissedemez. Dünya bir gizeme dönüşür.”
Şarkıcı-söz yazarı ayrıca, nakarat öncesi bölümde çocukluğuna ve Londra’yı şu an nasıl gördüğüne de değiniyor. O, yıllardır kimliğinin bir parçası olan hayalleri hâlâ içinde taşıyarak, bir zamanlar gençliğinde yürüdüğü o sokaklara yeniden uyum sağlamaya ve oralara ait hissetmeye çalışıyor. Pek çok açıdan “London”, nelerin değiştiğini anlamak ve geçmişin hangi kısımlarını yanınızda taşıyarak yola devam etmek istediğinize karar vermek adına, şu andan geçmişe dönüp bakmakla ilgilidir.
“London”; sabah işe gidiş yolculuğuna ya da akşam parktaki bir yürüyüşe doğal bir şekilde eşlik edebilecek, sinematik ve duygusal bir şarkı. Özünde ise, sırada ne olduğunu keşfetmek adına kişinin deneyimlerini, dillerini ve kültürlerini beraberinde taşıdığı bir kendini arayış şarkısı.
