Genelde yazılara giriş cümlesi, yazının hikayesi gibi notlar eklemem ama burada bir girizgaha ihtiyacımız var gibi hissettim. Sevgili Beliz’i çok kıymetli dostum Neco sayesinde tanıdım. Neco’yu ise bundan tam 2 yıl önce bir çığ kazasında kaybettik. Beliz “Duyarga” albümünde yer verdiği Mont şarkısını Neco’nun ağzından yazmak istemişti. Hikayesini Instagramdan duyduğumda hemen Beliz’e ulaştım ve bu hikâyenin devamını daha geniş kitlelerle paylaşmak istedim. Beliz’in hikayesinden başlayarak, Beliz’in ağzından Duyarga’yı ve Mont ’un hikayesini dinleyeceğiz. Sonra size biraz da Neco’dan bahsedeceğim keyifli okumalar.
Serkan İncu.

Beliz
90’ların ortasına doğru dünyaya gelen Beliz müzikle ilk etkileşimini kuzeninden hediye gelen org sayesinde kurdu. Okul yıllarında koroya dahil olmasıyla gelişen bu süreç ilerleyen senelerde mandolin ekibine katılmasıyla devam etti zira öğretmenleri parmaklarının gitar çalmaya uygun olmadığını söylemişti. Dönemin çeşitli sanatçılarından aldığı ilham ve duygularını ifade etme dürtüsüyle birlikte Beliz, kendi yolunu çizmeye karar verip ilk gitarını edindi ve şarkılar yazıp söylemeye koyuldu. İlerleyen dönemlerde karşısına çikan memleketin sayılı luthierlerinden İsmail Dalgın’ın yanında çıraklık yapmaya başladı. Atölyede bir çok değerli sanatçıyla tanışma fırsatı buldu ve her birinin müziğinden etkilenerek kendi çizgisini bulma çabasına girişti. Ustasının İstanbul’daki atölyeyi kapatarak güneye taşınmasının üzerine Beliz, İstanbul Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Bölümün’deki eğitimini tamamladı ve mezuniyetinin ardından kendini tamamıyla müziğe adadı.
Eş zamanlı olarak yolları Akustikhane ile birleşti ve ilk şarkılarını yayınladı. “Uçmasak da Yükseğiz” teklisiyle güzel bir dinleyici kitlesine ulaşan Beliz bir yandan albüm çalışmalarıyla ilgilenirken bir yandan da çeşitli konser alanlarında canlı performanslar sergiledi.
“Duyarga” Eklembacaklı hayvanların duyu alma organı ve mecazen de insanların dış dünyayı, olup biteni algılama yetisi demek“

“Dünyevi konulara duyduğum hassasiyetin ağırlığını şarkılarla hafifletmek üzere yazmaya başladığım bu albümde, içimizde kalanları haykıracağımız duygusal motiflerden, inadına dans edeceğimiz neşeli ritimlere kadar geniş bir yelpaze açılıyor. Dinlerken hissedeceğiniz üzere her bir şarkının sound dünyasını kendi konusu belirliyor. Kapak görseline ise yaşadığı bütün talihsizliklere rağmen umudundan vazgeçmeyen “ kurşun asker” masalından ilham alarak tasarladığımız askeri bir tema hakim. Tek tek değineceğim kara konuların yanı sıra umut her zaman bir demirbaş.
Son yıllarda insanlık tarihine yakışmayan nice olaya şahit olduk ve olmaya devam ediyoruz. Gözlerimizi kaçırmak kimi zaman kolay görünse de dünyadaki kötücül edimlere karşı algımızı, duygularımızı kapatmak nihayetinde güzel duyguları da eksilten bir eylemsizliğe dönüşüyor. Duyarga’yı insanlarla paylaşmaya karar verirken istedim ki bir saatliğine gözlerimizi ve kulaklarımızı dünyaya verelim, dertleri birlikte kucaklayalım, duygularla bütün kalalım. Böylece tam da bu eylemsizlik halinin orta yerine bıraktım şarkılarımı. Albümle haşır neşir olduğum bu uzun süreçte dertlerimi müziğe dökmekten memnun oldum, dilerim sizler de eşlik etmekten memnun olursunuz.”
“Duyarga’yı insanlarla paylaşmaya karar verirken istedim ki bir saatliğine gözlerimizi ve kulaklarımızı dünyaya verelim, dertleri birlikte kucaklayalım, duygularla bütün kalalım.“

“MONT” Üzerine,
Bir an var gözümün önüne sabitlenmiş: Elinde büyüdüm diyebileceğim bir kadının, o gün kaybettiği insanları parmaklarıyla saymaya çalıştığı an… 35’ e kadar geldikten sonra benden bir söz istiyor. “Bu konuya da bir şey yazarsın değil mi?”
Bir montun saraylara bedel olduğu zamanın şarkısı, benim kalemimden ve haddim olmaksızın güzel arkadaşım Necmi Can’ın ağzından yazıldı. Neco şubat soğuğunda oradaydı, gidişinin tek sebebi enkaz altındaki insanları duymak, yetişebildiğini kurtarmaktı. Koca yüreği, zor koşul bilmeyen inatçı elleri ve gür sesiyle yılmadan bağırmaktaydı: “Sesimi duyan var mı?”
Onun sesi kaç kişiye can oldu bilmiyorum, saymamıştım. Kurtardığı biriyle sözleştiğini hatırlıyorum, buluşacaklardı yeniden. Fakat olaylardan bir ay kadar sonra memleketim Artvin’e tırmanışa gidip çığ altında kaldı Neco. Benim tanıdığım en iyi kalbe sahipti ve yalnız değildim bunu düşünmekte; cenazesinde onlarca insanı gördüğümde anladım.
“Şarkıyı dinlerken bu çığırtıya kulak verirseniz o dönemim yaralarını taşıyan güzel insanların sesini duyacaksınız, eşlik etmekten çekinmeyin“
Figoş, annemin en yakın arkadaşı, benden söz istedğinde Neco ne söylerdi diye düşündüm; onun vasıtasıyla hem sözümü hem kaybettiğimiz binlerce insanın yasını tuttum. Zamanında birçoğumuz gibi elimden geleni yapmaya çalışırken içimden geleni tutmak zorundaydım, şimdiyse o içimde kalan küfürleri, edemediğimiz lafları vicdanın sızısını “yuh, lala lala” diye çığırarak atmaya çalıştım. Şarkıyı dinlerken bu çığırtıya kulak verirseniz o dönemim yaralarını taşıyan güzel insanların sesini duyacaksınız, eşlik etmekten çekinmeyin.
Mont – Şarkı Sözleri

Necmi Can Öztoprak – NECO
Beliz’in videoda bahsettiği gibi gerçek anlamda bir iyilik timsaliydi. Her zaman paylaşmayı sever ve herkese bir şekilde destek olmak isterdi. Çok çalışırdı, koştururdu, üretirdi ve her zaman akıştaydı. Neco’nun yaptıklarından birazcık bahsedecek olursak; İnşaat Mühendisi, Jonglör, Performans Sanatçısı, Akrobasi Sanatçısı, Highliner, Endüstriyel Dağcı, Tırmanış Sporcusu, Ekstrem Sporcu ve daha birçok konuda yetkinlikleri olan eşsiz biriydi. Getto Fabrika adında Türkiye’nin ilk kay kay fabrikasını kurmuş birçok kaykay sporcusuna sponsorluklar yapan yurt dışında fuarlara katılan şahane bir oluşumu da hayata geçirmişti.
İyi ki tanımışım / tanımışız seni Neco keşke daha uzun zamanlar geçirebilseydik seni çok seviyoruz. Devrin daim olsun…
Seni seven tüm arkadaşların adına,
Serkan İncu.


